23 Ekim 2010 Cumartesi

yaylaya televizyonu sokmamışlar



"Rize'nin Çamlıhemşin İlçesi Şenyuva köylüleri,komşuluk ilişkilerinin bozulacağı gerekçesiyle Sal yaylasına,televizyon sokmadı.Köylüler daha önce de kablolarının yaylada doğal güzelliği etkileyeceği gereçesiyle imza toplamış,ancak elektirik hatlarının yeraltına alınmasıyla ikna olmuştu.Hava ve gürültü kirliliğine neden olacağına inandıkları araçların girişini önlemek için yol yapımını yaylada 500 metre mesafede durduran köylüler,evlerine de ancak patikadan ulaşabiliyor.
Yayla sakinlerinden 71 yaşındaki Süleyman Ataman ,"yayla da televizyonumuz yok,kullanmıyoruz.Bir araya gelip sohbet etmek ve evlere kapanmamak amacıyla televizyonu yaylaya sokmadık"dedi."
habercicin /başak acar/ankara

18 Ekim 2010 Pazartesi

"pek çok kişi yalnızca başlıkları okuyor."

"_thoreau gibi gittikçe daha çok kişi gazete okumuyor.ne televizyon izlerim ne de radyo dinlerim.20.yüzyıla pek ait olmadığımı düşünebilirsin,fakat kendimizi yok etme noktasına çok yaklaştığımızın farkındayım.buna ilişkin haberler geldiğinde sanırım bir şekilde bunu duyacağım." wıllıam duckworth
"_son zamanlarda,uçak seyahatlerim ve benzeri nedenlerle her zamankinden daha fazla okuyorum.geçen ay elime geçen en iyi gazetenin christian science monitor olduğunu söylemeliyim.gündemdeki olayları onların bile anlamlandıramadığını görmek hayli şaşırtıcıydı.yazılardan birinde abd ile rusya arasında bir denge olmasının öneminden ve savunmamızı güçlendirmemiz gerektiğinden bahsediliyordu.yani gerçekten böyle demişler.oysa bir ülke kendini tamamen silahsızlandırarak saldırılara açsa,öteki de hemen buna uyar.thoreau,martin luther king ve gandhi'den de biliyoruz ki,savunmasızlık saldırılara karşı en iyi savunmadır.aslanaın inindeki daniel.bizi,rusların bizi ele geçirebilecekleri bir yere atın!gazetelerin en çok ele aldığı diğer bir konu da işsizlik,çünkü gittikçe tırmanıyor.işsiszlik,geleceğin normal akışı olarak değil bir dehşet unsuru olarak görülüyor.teklif edilen işler artık kimsenin ilgisini çekmiyor.kimse iş istemiyor.insanların verimli olmaları için gereken şey,
kendi kendilerine iş vermeleridir.halihazırda buna giden yolun yarısındayız ve tüm yaptığımız şu büyük işsizlik sorunundan şikayet etmek.bu aptalca.bu,tanrıya inanmak kadar aptalca."
john cage
destroyed music

7 Ekim 2010 Perşembe

"En temel eylemler bile ,kendi temsillerinin gerisine düşebilir."

"Ressam Eric Fischl'in kısa bir süre önce Whitney Müzesinde düzenlediği etkinlikte ,bir çift cinsel birleşmede bulunuyordu.Bir video kamera çiftin cinsel birleşmesini kaydediyor ve bir tv ekranından yine çiftin kendisine gösteriyordu.Adamın gözleri ekrandaki görüntüye kaymıştı;açıkçası ekrandaki görüntü;cinsel birleşme eyleminin kendisinden çok daha heyecan vericiydi.Lambayla aydınlatılan derinliklerdeki dramatik değişkenliği yansıtan uyarıcı mağara resimleri ,Fischl'in deneyinde gözleri ekrana kayan adamın tutumuna benzer bir değişimi başlatmıştır.Bundan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz;en temel eylemler bile,kendi temsillerinin gerisine düşebilir."
john zerzan


5 Ekim 2010 Salı

BİR İKONA OLARAK TV. VE İKONAKLASTİK BİR HAREKET OLARAK TV. KIRICILIĞI


BİR İKONA OLARAK TV. VE İKONAKLASTİK BİR HAREKET OLARAK TV. KIRICILIĞI

Günümüzde, tarihin diğer çağlarındaki hakim ve insanları ajite eden kavram olan dinden çok daha etkin ve genişleme alanına sahip bir kavramla karşı karşıyayız.

Bu kavram televizyondur. Televizyon, egemen sınıfların kitleler üzerinde sosyo- ekonomik hakimiyetlerini sağlamak ve pekiştirmek üzere kullandıkları ideolojik bir saldırı biçimidir.

Güçperestizmin insanlar arasındaki ilişkilerin yapıtaşına evrildiği yaşadığımız zamanda, gücü elinde tutanların şaşaalı bir ikonası olan televizyon, tıpkı ikonaklastistlerin gerçekliğin tezahürü olduğunu reddettikleri ikonalar gibi parçalanmalı ve gerçek özgürleştirilmelidir.

25. kareler, subliminal mesajlar, görsel ve işitsel tümdeş ileti gönderebilmenin tüm olanaklarıyla gündelik hayatlarımıza saldıran, bize cinsel rollerimizden onları nasıl icra edeceğimize kadar model alma yoluyla gösteren, alışverişe sevk eden, kitleler arasında düşmanlık tohumları eken, sınıflar yaratan bu aygıt izleyenler açısından popüler tabirle bir aptal kutusu olsa dahi, onu yöneten sınıfların elinde tıpkı izleyenlerin elindeki kumandaya dönmekte, izleyenlerse istenilen görüntülerin aksettirildiği ekranlara dönüştürülmektedir.

Burada ortaya çıkan temel çelişki insanın hayatının biricikliği, kendindenliği ve kendine aitliği genel kabul görürken, tv’nin tam da aksi istikamette bir provakasyon alanını kitleleri monokromlaştırarak istençle yaratmasıdır. Yukarıda bahsedilen biriciklik, kendindenlik ve kendine aitlik var olmadan yaşam var olamaz. Evet, bir şey kalır geriye; ama bu kalan artığa, posaya da yaşam denilemez.

Yaşamın olmadığı, renklerin çekilerek hakim bir tek renkliliğe dönüştürüldüğü yerde çeşitlilik sözlüklerde kalmış, gündelik hayatta bir karşılığı olmayan bir sözcüğe, geri dönüşü olanaksız nostaljik bir tanıma dönüşür. Hayatın özerkliğinin ve çeşitliliğin devamı açısından tüm tv’ler kırılmalı, tüm vericiler yıkılmalı, tüm stüdyolar da yakılmalıdır.

Bu bağlamda, bireysel olarak tercihim, verilen estetik değerlerin reddi, kavramsal olarak sembolik bile olsa bu dayatma estetizasyonunun parçalanmasına atfettiğim önemden dolayı resim- fotoğraf ve video alanlarında tv’nin parçalanması konusunu işlemektir.

26 Eylül 2010 Pazar

neee??? baltayla baz istasyonumu parçaladılar???

baz istasyonunu parçaladılar

17 ağustos 2010 salı

Gaziosman paşa barboros hayrettin paşa mahallesinde on gün önce kurulan baz istasyonu mahalle sakinlerine yeter dedirtti.Kurulan baz istasyonunun 20 metre yakınında bulunan şehit mustafa gümüş ilköğretim okulunun ve 3 okulunda sınır yerlerde olması velileride harekete geçirdi.

Hem kendileri hem çocukları için tehlike oluşturan baz istasyonu için,"sağlığımız tehlikede","oya gelince oy,sonra bizi düşünen yok" diye sitem ederek ve bunlara duyarlı yetkili bir kurum bulamamaktan yakınarak çareyi baz istasyonunun kablolarını koparmakta buldular.Kabloları baltayla parçalayan kadınlar ,daha sonra binanın giriş katındaki depoya girip baz istasyonunun makinasınada baltayla saldırarak etkisiz hale gelmesini sağladılar.İstasyonun yapıldığı apartmanın sahiplerine ulaşamayan kadınlar,öncülüğünü yaptıkları protestoyla baz istasyonunu kullanılamaz hale getirdiler.Gerekirse sabahlara kadar otururuz diyen mahalle sakinleri baz istasyonunu mahallemize istemiyoruz ,dediler.

destroy your tv

erkek tv ile flört eder alım kararını kadın verir.

teknosa genel müdürü mehmet nane,satın almadan önce yaşanan flört döneminin her üründe değiştiğini belirterek ,"televizyon için erkek dolaşır,birini gözüne kestirir ve bir süre flört eder.en son nişan takma aşamasına gelince eş devreye girer.ve sonunda satın alma işlemini kadın gerçekleştirir.cep telefonları daha çok arkadaşlarla birlikte satın alınır.bilgisayarda söz hakkı çocuğa geçiyor.beyaz eşya ve küçük ev aletlerini çoğunlukla eşler birlikte satın alıyor",dedi.satın almadan önce her üründe farklı bir flört dönemi olduğunu belirten nane,televizyonda 18 ay,bilgisayarda 2 yıl flört yaşandığını.satın aldıktan hemen sonra yenisini düşünmeye başladığını söyledi.

24 Eylül 2010 Cuma

what we want is free


ı don't need no credit rating
mass production market slaving
ı won't spend my life behaving
to the monopolies
if in time ı cease to function
blame t on a bad deduction
all ı see is prime corruption
and the monopolies
they sell me sort
shatter my ambition
they buy me out
that's the wrong description
they buy me off
ı've no ammunition
that's what they want for me
but what we want
is free
what we want
is free
what we want
is free
what we want
is free
ı don't need no loan investment
floating bonds or sales engagement
the monopolies
they sell me sort
shatter my ambition
they me out
that's the wrong description
they buy me off
ı've no ammunition
that's what they want for me
but what we want
is free
what we want
is free
what we want
is free
what we want
is free
ı won't spend my life behaving
say ı'm wrong for disobeying
all your shit is so degrading
ı won't spend my life behaving
what we want
is free
what we want
is free
what we want
is free...................................!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
articles of faith